Telefonda konuşuyorduk ve hızlıca 3 duble votka portakal devirmiştim. Normalde votka limonu daha çok sevsem de limon olmadığından portakal suyu karıştırmıştım. İstediğim etkiyi tam yaratmadığından portakal suyundan az katıp seke yakın bir karışım yapmıştım kendime. İçimi daha kolay olsun diye.
Telefonun ucundaki ses, ben votka konusunu irdelerken içini dökmeye çalışıyordu bana.
- Hissetmiyorum seni!
- Neyi?
- Seni! Yani bir sevgili gibi davranmıyorsun. Sevgini hissetmiyorum. Sana söylediğim hiçbir şeyi yapmıyorsun. Kısaca önemsemiyorsun beni.
- Hmmm, elimden gelen her şeyi yapıyorum güzelim.
- Hiçte bile. Yani bir şeyler hissetsen bile hissettiklerin, sesin bana ulaşmıyor.
- Sana yanımdayken değerli olduğunu hissettirmiyor muyum?
Konuşmanın gidiş hattı belliydi aslında. Boktan bir çıkmaza sürüklenecektim. Sırf rüzgar o gün sağdan değil de soldan estiği için dengesizleşti diye. Kadınların saçmalamasına alışmıştım artık. Deneyim sahibiydim bu konuda. Uzun bir hikaye daha bitmek üzereydi. Sonu benzer olsa da her hikaye birbirinden farklıydı. Bir kere kadın farklıydı, gülümsemesi, öpüşü, duygusu ve heyecanı. Her ilişkide aynı heyecanı duyamazdı insan. Hayat böyle bir şeydi. Ekonomi istatistiklerine benzemezdi. İnsan hayatında bir kere tavan yapardı. Gerisi günü kurtaran eğrilerdi sadece. Şimdiden son noktanın hangi cümlenin arkasına konulacağını merak etmeye başlamıştım.
- Senden istediğim İstanbul’a geldiğimde beni bir yerlere götürüp, gezdirmen değil. Sana söylediğim hiçbir şeyi önemsemiyorsun. Çok basit bir istek dahi olsa unutuyorsun. Bu da umurunda olmadığımı gösteriyor.
- Uzaktan anca bu kadar konsantre olabiliyorum ilişkiye. Ne yapabilirim? Yanımda olsan her şey daha farklı olabilir.
- Bu durum beni rahatsız ediyor. İlişkimiz cinsellik üzerine kurulu gibi… sözlerinden bunu çıkartıyorum.
- “ bebeğim, fıstık, yaramaz kedi ” bunlar sevgi sözcükleri. Bunlardan nasıl böyle bir anlam çıkartabiliyorsun hayret.
Kaldı ki bebeğim kelimesini kullandığım hayatımdaki ikinci kadındı. Kolay bir şey sanıyordu bunu. Galiba egede herkes birbirine bebeğim diye hitap ediyordu! Ne sikim bir şeyse…
- Bilmiyorum, aklında hep seks var sanki.
- Bu konuda haklısın, seks her zaman aklımdadır. Herkeste olduğu gibi. Ama belli etmem. Ama hakkımda böyle düşünüyorsan konuşmamızın bir anlamı yok.
Evet, kısa bir konuşma olmuştu ve sonucu belirleyen cümleyi söylemiştim. Başkalarının defalarca geri dönebileceği bir noktaya ben geri dönmemek üzere gelmiştim. Çokta kolay olmuştu. Belki de haklıydı. Umursamazdım. Son hamleyi ona bırakmıştım. Gereğini yapmakta gecikmedi. Rüzgar soldan esiyordu çünkü!